Aşiretin Mehmet Öğretmeni

O bir aşiret mensubu ve hizmet eri...

31 Ağustos 2008 Pazar 19:14
burak
Silopi Hasan KÖSEN
 
O tam olarak 29 yıl 8 ay öğretmenlik yaptı. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde.. özellikle köylerinde çocuklara ders verdi. Okulun olmadığı bölgede medresede eğitimi alarak imamlık yaptı. Ardından bir öğretmeninin tavsiyesi onu öğretmenlik mesleğine taşıdı. O şimdi Şırnak’ın Silopi ilçesinde ailesiyle birlikte zamanını geçiriyor. Öğrencilik yıllarında çoğu öğrenci gibi o da zorluklarla savaşarak okudu. Yurtlarda başlayan öğrencilik serüveni onu öğretmen olduktan sonra da yurtlardan fazla ayırmadı. Okuma yazma bilmeyen eşine 1980 darbesi döneminde açılan okur yazar kurslarında ders vererek diploma almasına yardımcı oldu. Aşiretcilik ve feodal sistemin yoğun olarak yaşandığı bölgeden sıyrılarak eğitimci oldu. O şimdi 56 yaşında. Adı Mehmet Karakan Hoca. Karakan hoca ile eğitim hayatını konuştuk. İşte Mehmet Hoca’nın dilinden eğitim hayatı…
 
Hocam kendinizden biraz bahseder misiniz, nerelerde hangi şartlarda okudunuz, bugüne nasıl geldiniz?
“Ben Mehmet Karakan Teyyan Aşiretine mensubum. 1952 yılında Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı bir köyde doğdum. Yaşadığım dönemde bizim bölgede okul yoktu, yalnız 2 kilometre uzaklıkta komşu köy olan Ortaköy’de medrese vardı; biz de medresede dini eğitim görüyorduk. Her gün 2 km’lik yolu yürüyerek gidip geliyorduk. 1964’te Kavakyazı Köyü İlk Okuluna kayıt oldum. Okula geç yaşta başlamak durumda kaldım, oldukça küçük bir köy okulumuz vardı biz de o okulda birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarla ders görüyorduk. Derslerde göstermiş olduğum başarıdan dolayı bir 3’üncü sınıfı atlayarak 4’üncü sınıfa devam ettim. İlk Okulu 4 senede bitirdim. İlk Okulu bitirdikten sonra Medreseye devam ettim, daha çok Arapça ders görüyorduk. Medrese’de çok sevdiğim bir öğretmenin benim okul okumamı tavsiye etti. Öğretmenimin tavsiyesi üzerine ben de Mardin’de Yatılı olarak İmam Hatip Okulu’na kayıt oldum, o dönemde İmam Hatip Okulları daha lise olmamıştı. İmam Hatip okulunda, öğretmenim bana ‘senin Türkçen yok zaten, en iyisi Türkçe konuşulan bir bölgeye git, hem daha iyi eğitim alırsın hem de daha iyi bir okulda okursun’ dedi.
‘Okulumuzu köylüler taş ve çamurdan yapmışlardı’
Ben de sınava girdim, Adana’da yatılı okul kazandım. Adana’da 6 sene boyunca yatılı okulda okudum. Okulda okurken İmam Hatip okulları İmam Hatip Lisesi oldu. Daha sonra Çorum’a imamlık kursu için gittik. 1976 yılında 2 aylık İmamlık kursunu da başarıyla bitirdim. Yurtlarda okuduğum dönemde devlet yardım ediyordu, yılda bir takım ayakkabı ve bir takım elbise veriyordu. Yurt şartlarından memnunduk. Mersin’de İmamlık görevine başladığım sırada 2 yıllık imamlık eğitimini veren enstitülere giriş sınavı yapıldı ben de sınava girdim, o sınavı da başarıyla bitirdim. Sınav sonuçları belli olduktan sonra mülakat sınavı için Ankara’ya gitmemiz gerektiği söylendi, biz de Ankara’ya gittik. Mülakata katıldım kura çekimi sonucu Kahramanmaraş’a görevim çıktı. Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı bir köyde bir ilkokulda 5 sene öğretmenlik yaptım. Her taraf dağlıktı, yol yoktu doğru düzgün. Okulu da köylüler taştan çamurdan yapmışlardı. Okulumuz kış şartlarına pek de dayanamıyordu, yağmur yağdığında sınıfımız su, çamur içinde kalıyordu. Mecburi hizmetten dolayı 5 sene sonra beni Yozgat’a gönderdiler, Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine bağlı bir köyünde de 3 sene öğretmenlik yaptım. Ondan sonra Diyarbakır’a tayinim çıktı. Diyarbakır’da da 4 sene görev yaptıktan sonra Diyarbakır’ın Silvan ilçesinin bir köyünde de 2 sene görev yaptım. Bundan sonraki görev yerim hep Diyarbakır ve çevresi oldu. Öğretmenliğimin önemli bir dönemi öğrencilik yaşamım boyunca yurtlarda geçti. İdarecilik ve yöneticilik görevlerinde bulundum. Anadolu’da tam olarak 29 sene 8 ay öğretmenlik yaptım. Sonra emekli oldum. Hep bir evim olsun isterdim, çok şükür evim oldu ama evin eksikleri hiç bitmedi. Ben de bu yaştan sonra zamanımı kitap okuyarak ve bahçeyle uğraşarak geçiriyorum. Çok şükür hayatımız devam ediyor, emekli olduktan sonra kendine göre bir iş bulmak zordur bu bölgede. Yeteri kadar bütçem olsaydı bir kütüphane açardım.
Bölgenizdeki eğitimin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün bu bölgede çok sayıda öğretmen açığı var, bu açıktan dolayı bir ilkokul öğretmeni liselerde de görev yapıyor. Eğitim herkese eşit olmalı. Bugün öğretmenlerin çoğu daha çok para almak amacıyla dershanelerle çalışıyor, Türkiye şartlarında öğretmen olmak çok zordur biliyorsunuz. Branş öğretmelerinin yetersizliğinden dolayı bu bölgedeki öğrencilerin kaliteli bir eğitim aldıkları söylenemez. Görüyorsunuz Türkiye geneli sınavlarda biraz sözel alanda başarılı oluyorlar, bu uçurumun görülmesi lazım.
Gençlere uyarılar var mı?
Gençler dürüst olsunlar, çalışsınlar Allah’ın izniyle başaracaklar. Anne ve babalar çocuklarına sahip çıksınlar, Türkiye’de son zamanlarda hırsızlık olayları arttı. Aman çocuklar kendilerini muhafaza etsin
Ülkemizde eğitime yeteri kadar destek olunuyor mu size göre?
Yöneticilere bakıyorsunuz adam Milletvekili olmuş, erken seçimle tekrar seçilemiyor emekli oluyor sürekli emekli maaşı alıyor. Oysaki milletvekilleri seçilmiş kişilerdir, halkın tekrar seçmediği bir kişiye devlet neden emekli maaşını versin, bu adamlara verilen paralarla memur maaşları ödenir, okul yapılar. Bana göre burada ciddi bir adaletsizlik söz konusudur.
Bu bölge ekonomik gelirini nasıl sağlıyor?
 Bu bölgenin en temel ekonomik gelir kaynağı Habur Gümrük Kapısı’dır. Habur Gümrük Kapısı biliyorsunuz bu bölgenin adeta can damarıdır. 95’lerden 2000’lere kadar gümrükte bir canlılık vardır, üç-beş aile birleşip bir araç aldılar, bu araç o ailelere para kazandırıyordu, bu paralarla çocuklar daha iyi şartlarda okuyordu. Ama ne oldu sonra Gümrük Kapısı ABD’nin Irak işgalinden sonra durma noktasına geldi, buradaki halkın çoğu iflas etti. İmkânı olan yine batı illerinin yoluna düştüler.
Işığın Sesi aracılığıyla Türkiye’nin dört bir tarafına saygı ve sevgilerimi iletiyor, Işığın Sesi çalışanlarına da başarılar diliyorum.
Yükleniyor...